
III. Murad 12. Osmanlı Padişahı
Normalde biyografi türü okumayı çok sevmiyorum. Belki ilgimi çekecek olanı bulamadım, ondandır. Tarih kitapları da çok tercih ettiğim tür değil. Ama Osmanlı padişahlarının hayatları ilgimi çekiyor. En çok da halka ve çevresindekilere haksızlık yapanlar, ezenler ile kardeşlerini hatta oğullarını katledenler… Onların nasıl öldüğünü öğrenmek istiyorum. Aldıkları ahlarla orantılı mı örneğin?
Tarih derslerinden adı fazla hatırımda kalmayan bir padişah var ki, hayatı Necdet Sakaoğlu’nun Mülkün Sultanları kitabında okuyunca hayli ilgimi çekti: III. Murad. (Viyana’ya seferleri başlatmış ama hiç bu kısımlar aklımda kalmamış.) II. Selim ile Yahudi ya da İtalyan asıllı, cariye kökenli Nurbanu Sultan’ın oğlu. Padişahlığı sadece saray yaşamı olarak algıladığı için İstanbul dışına bile çıkmamış. Onun döneminde Topkapı Sarayı harem dairesi en kalabalık cariye ve hizmet kadrosunu barındırıyormuş. Bir de cücelere meraklıymış. (İlginç, değil mi?)
Rüşvet ve yolsuzlukların ayyuka çıktığı bir dönemmiş III. Murad dönemi. İlk yüksek enflasyon da onun döneminde görülmüş.
İlk icraatı saraydaki beş küçük kardeşini boğdurmak olmuş. Öldürttüğü kardeşlerinin cenaze namazlarında bizzat bulunmuş. (Namaz kılınca günahlarının affolduğunu düşünüyordu belki de.)
III. Murad döneminde İstanbul semalarında bir kuyrukluyıldız görülmüş. Tabii büyük bir korku uyandırmış şehirde. Dönemin ünlü ozanlarından Saî “Didim tarihin Acem Şahı ola Na-Gâh Mat” diye bir tarih düşürmüş. Gerçekten de kuyrukluyıldızın görülmesinden az zaman sonra İran Şahı Tasmahb’ın öldüğü haberi gelmiş. (Bunu söyledi diye hapis yattı mı acaba?)
Halk fakirlik içinde kırılırken şehzadesi III. Mehmed için bir sünnet düğünü yaptırmış ki, 29 Mayıs 1582’de başlayıp 19 Temmuz’a kadar sürmüş. Ancak düğün sonrası III. Murad’la ilgili bir rüşvet skandalı patlamış! Padişahın yanından ayrılmayan saray cücesinin halktan rüşvet topladığı ortaya çıkmış. Cüce Nasuh hapsedilmiş, bazı valiler görevden alınmış.
İstanbul'da veba salgını başlamış. Vebanın nedeni olarak ne açıklanmış peki? Halkın aymazlığının Allah tarafından cezalandırılması. (Çok tanıdık, değil mi?) İki yıl sonra yeni ve daha büyük bir veba salgını baş göstermiş. Kırıp geçirmiş şehri!
İlk kez III. Murad zamamında 9 Şubat 1588 akşamı Hz. Muhammed’in doğum günü nedeniyle İstanbul’da büyük camilerin minareleri kandillerle donatılmış. Bundan sonra diğer kutsal günlerde de kandil yakma gelenekleşmiş, bu yüzden bu gecelerin adı “kandil” olarak anılmaya başlanmış.
Ulufe akçeleri düşük ayarlı gümüşten kesilince saraya yürüyen kapıkulu sipahileri padişahı, “Yerine başka padişah buluruz” diye tehdit edince, beylerbeyi ile defterdarı idam ettirip şeyhülislamı görevden almış.
Bu dönem şehri silip süpüren büyük yangınlarla da anılıyor. Bu yangınlardan sonra o yerler zenginlere mülk olmuş. (Bu da tanıdık geldi sanki!)
Mart 1591’de Eski Bedesten’de bir soygun gerçekleştirilmiş. Bedesteni iyi bilen biri, herkes namazdayken yapmış soygunu. İstanbul Kadısı Çivizade Ali Çelebi, Yeniçeri Ağası Mehmed Ağa ve subaşı Rıdvan Çavuş, 15 gün bedesteni açtırmayıp herkesi işkencelerle sorgulamış. Sonuçta bedestenin Kuyumcular Kapısında misk amber satan bir Acem’in dükkanında çalınan bütün paralar bulunmuş.
Yine büyük bir veba salgını ardından zelzel-i azim olmuş. Yine veba ve deprem halkın aymazlığına bağlanmış.
İşte şimdi bu dönemde en ilgimi çeken olaya geldi sıra. Kitaptan alıntılıyorum:
“Eylül 1594’teki bir olay, sarayda neler döndüğünü ortaya çıkardı. Cevahirci bir Yahudi’nin, saray baltacısı Rıdvan’a verip hareme gönderdiği murassa kemerle sorgucun ne olduğu öğrenilmediği gibi, Yahudi de ortadan kayboldu. Baltacı Rıdvan’ın Yahudiyi boğup cesedini sakladığı saptandı. Usulen sorguya çekilmek istenince sarayın bu tür işlerini ve rüşvet pazarlıklarını yürüttüğünü, fazla sıkıştırılırsa çok şeyler açıklayacağını bildirip sarayda rüşvete bulaşmayanın olmadığını ileri sürdü. Olay güçlükle örtbas edildi.”
İhalelerde Müslüman ve dürüst kişilere değil de bol rüşvet veren gayrimüslim ve Yahudilere öncelik tanıyormuş III. Murad. Gerekçesini de şöyle açıklıyormuş: "Hazine mühimdir, ümerâ ve hükkâm elinde mal hâsıl olmaz, kendülere sa'y ederler, hazineye kefere enfâdur." (Kısaca Hazineye kafirlerin parası yararlıdır sanırım.) Bu dönemde, kadılar ve naipler de işlemleri, davaları rüşvetle yürütmekteymiş.
Gelelim III. Murad'ın ölümüne ve sonrasında yaşananlara...
1594’ün son günlerinde ölümcül rahatsızlığı konuşulmaya başlanmış. Soğuk algınlığı gibi başlamış. Mesanede taş olduğu belirlenmiş. Yabancı elçilerin ülkelerine gönderdiği raporlarda ise böbrekte taş ve tümör olduğu yazıyormuş. 49 yaşındaymış öldüğünde. Tabii ölümü gizlenmiş. Gizlice Manisa’daki oğlu III. Mehmed’e bildirilmiş. Tahta oturunca onun da ilk işi, babasının 19 şehzadesini boğdurmak olmuş. Bir de kendi oğlunu öldürtmüş daha sonra III. Mehmed. Onun nasıl öldüğünü de merak edip araştırdım. 37 yaşında, şişmanlıktan mütevellit kalp krizi geçirdiği yazıyor Wikipedia’da. Bu Mülkün Sultanları kitabında yer alan bilgiye bakılırsa, ölüm nedeni belirsiz ama İngiliz elçi Lello çok korktuğu vebadan öldüğünü yazmış.
Ölüm nedeni ne olursa olsun, genç ve acı çekerek ölmüş görünüyor, ne dersiniz?


